ABD hangi milletten ?

Sude

New member
ABD Hangi Milletten? Vatandaşlık, Kimlik ve “Amerikalı” Kavramına Eleştirel Bir Bakış

Bir süre önce farklı ülkelerden insanların bir araya geldiği çevrim içi bir tartışmada dikkatimi çeken bir şey olmuştu. Birisi “Amerikalılar aslında İngiliz kökenli” dedi, başka biri “Hayır, Amerikalı diye millet yok” diye cevap verdi. Sonra konu göçmenlikten kültüre, dilden siyasete kadar uzadı. O an fark ettiğim şey şuydu: “ABD hangi milletten?” sorusu ilk bakışta kolay görünse de aslında tarih, sosyoloji, vatandaşlık ve kimlik anlayışının kesiştiği oldukça karmaşık bir konu.

Çünkü burada insanlar çoğu zaman aynı kelimeyi kullanıyor ama farklı şeyleri kastediyor: millet, etnik köken, vatandaşlık, ulus ve kültürel aidiyet.

Bu yüzden soruyu tek cümleyle cevaplamak yerine biraz açmak gerekiyor.

Önce Kavramları Ayıralım: Millet, Etnisite ve Vatandaşlık Aynı Şey Değil

Türkçede “millet” kelimesi günlük kullanımda bazen etnik köken, bazen vatandaşlık, bazen de ulusal kimlik anlamında kullanılıyor.

Bu karışıklık ABD konusunda daha da görünür hale geliyor.

Örneğin:

Vatandaşlık: Bir devletin hukuki üyesi olmak

Etnik köken: Aile geçmişi ve soy ilişkileri

Ulusal kimlik: İnsanların kendilerini ait hissettiği ortak siyasi ve kültürel yapı

ABD örneğinde bu üçü çoğu zaman aynı değil.

Bir kişi Japon kökenli olabilir, ABD vatandaşı olabilir ve kendisini tamamen Amerikalı hissedebilir.

Başka biri Meksika kökenlidir ama ailesinin dört kuşaktır ABD’de yaşadığını söyleyebilir.

Dolayısıyla “ABD hangi milletten?” sorusu aslında çoğu durumda “Amerikalı olmak ne demek?” sorusuna dönüşüyor.

Tarihsel Gerçek: ABD Tek Bir Etnik Köken Üzerine Kurulmadı

ABD’nin tarihine bakınca tek bir millet fikri oldukça zorlaşıyor.

Ülkenin kuruluş döneminde Avrupa’dan gelen göçmen topluluklar ağırlıklıydı. İngilizler önemli bir etki oluşturdu; hukuk sistemi, dil ve birçok kurum bu mirasın izlerini taşıdı.

Ancak zamanla tablo değişti.

19. ve 20. yüzyılda yoğun göçlerle birlikte:

İrlandalılar

Almanlar

İtalyanlar

Doğu Avrupalılar

Asya kökenli topluluklar

Latin Amerika kökenli topluluklar

ABD nüfus yapısının parçası oldu.

Bunun yanında çoğu zaman gözden kaçan çok önemli iki unsur daha var:

Kıtanın yerli halkları

Köle ticaretiyle zorla getirilen Afrika kökenli topluluklar

Bu nedenle ABD’nin tarihini yalnızca gönüllü göç hikâyesi olarak anlatmak eksik olur.

Ülkenin oluşumunda hem göç hem sömürgeleşme hem ekonomik dönüşüm hem de zorunlu insan hareketleri etkili oldu.

Peki “Amerikalı” Bir Millet mi?

Burada ilginç bir tartışma başlıyor.

Bir görüş şunu savunur:

“Amerikalı etnik bir millet değildir; siyasi bir kimliktir.”

Bu görüşe göre ABD’yi bir arada tutan unsur ortak soy değil; anayasa, vatandaşlık ve ortak kurumlar.

Diğer görüş ise şunu söyler:

“Zamanla ortak kültür oluştu ve artık Amerikalılık ayrı bir ulusal kimliktir.”

İki tarafın da güçlü yanları var.

Gerçekten de ABD’de ortak semboller, ortak tarih anlatıları, ortak siyasi kültür ve güçlü vatandaşlık bilinci bulunuyor.

Ama aynı zamanda insanlar etnik ve kültürel kökenlerini korumayı da sürdürüyor.

Bu nedenle ABD çoğu zaman “eritme potası” ve “mozaik” arasında gidip gelen bir toplum olarak tanımlanıyor.

Kimlik Meselesine İnsanlar Neden Farklı Yaklaşıyor?

Bu noktada ilginç bir sosyal boyut ortaya çıkıyor.

Bazı insanlar ulusal kimliği daha kurumsal ve stratejik açıdan değerlendiriyor:

“Ortak hukuk, ekonomi, vatandaşlık ve devlet sistemi varsa ortak millet oluşur.”

Bu yaklaşım daha çok yapı, işleyiş ve sürdürülebilirlik üzerine odaklanabiliyor.

Bazıları ise aidiyetin duygusal ve ilişkisel yönünü öne çıkarıyor:

“Birlikte yaşamak, ortak hikâyeler üretmek, birbirini kabul etmek daha önemli.”

Bu yaklaşım ise sosyal bağları ve karşılıklı tanınmayı vurgulayabiliyor.

Fakat bunları cinsiyetlere veya bireylere sabit özellikler gibi bağlamak doğru olmaz.

Hem kadınlar hem erkekler; hem stratejik hem empatik perspektifler geliştirebilir.

Toplumlar da çoğu zaman bu iki yaklaşımın dengesiyle uzun vadede daha kapsayıcı hale gelir.

ABD örneği de biraz bunu gösteriyor.

ABD’de “Nerelisin?” Sorusunun İlginç Bir Karşılığı Var

ABD’de ilginç bir kültürel durum var.

Bir kişi şöyle diyebilir:

“Ben Amerikalıyım ama ailem İtalyan kökenli.”

Bir başkası:

“Ben Amerikalıyım, ailem Kore’den geldi.”

Dışarıdan bakıldığında bu bazen çelişkili gelebiliyor.

Ama ABD kültüründe vatandaşlık ile kökenin aynı anda ifade edilmesi oldukça yaygın.

Bu durumun güçlü tarafı çeşitliliğin görünür kalması.

Zayıf tarafı ise zaman zaman toplumsal ayrışma veya “gerçek Amerikalı kim?” tartışmalarına dönüşebilmesi.

Eleştirel Bakış: Çok Kültürlülük Her Sorunu Çözüyor mu?

Burada romantik yaklaşmamak gerekiyor.

Çeşitlilik otomatik olarak uyum üretmez.

Farklı kimliklerin bir arada yaşaması;

eğitim,

ekonomik fırsatlar,

ortak hukuk,

karşılıklı güven

gibi unsurlarla desteklenmediğinde gerilimler ortaya çıkabiliyor.

Diğer taraftan tek tip kimlik beklentisi de uzun vadede dışlayıcı olabiliyor.

ABD’nin deneyimi bu açıdan ilginç:

Bir yandan çok farklı toplulukları aynı siyasi yapı içinde tutmayı başardı.

Diğer yandan eşitsizlik, temsil ve aidiyet tartışmaları hâlâ devam ediyor.

Bu da aslında kimliğin sabit değil, sürekli yeniden üretilen bir süreç olduğunu gösteriyor.

Sonuç: ABD Hangi Milletten?

Eğer soru etnik kökense, tek bir cevap yok.

Eğer soru vatandaşlıksa, cevap Amerikalı.

Eğer soru ulusal kimlikse, cevap daha karmaşık: Ortak siyasi yapı içinde çok farklı kökenlerin bir arada oluşturduğu bir kimlik.

Belki de asıl ilginç soru şu:

Bir milleti oluşturan şey ortak kan mı, ortak yaşam mı?

Bir ülkeye ait olmak doğduğun yerle mi belirlenir, yoksa kurduğun bağlarla mı?

Ve gelecekte ulusal kimlikler daha kapsayıcı mı olacak, yoksa yeniden daha dar tanımlara mı dönecek?

ABD tartışması yalnızca Amerika’yı değil, modern dünyada “biz kimiz?” sorusunu da düşündürüyor.
 
Üst