Dinimizde sofra adabı nedir ?

Yazar

Global Mod
Global Mod
Bunu bir ceza veya katı yasak olarak değil, karşılıklı anlaşma olarak düşünmek daha faydalıdır. Aile bireyleri birlikte karar verebilir: Yemek boyunca telefonlar masanın üzerinde durmayacak, önemli bir arama gelirse kısaca açıklama yapılarak cevap verilecek.

Böyle bir uygulamanın amacı teknolojiden uzaklaşmak değil, birbirimizden uzaklaşmamaktır.

Üstelik bu konuda çocuklara yalnızca öğüt vermek yeterli olmaz. Sürekli telefonuyla ilgilenen bir yetişkinin, çocuğundan ekranı bırakmasını istemesi pek ikna edici değildir. Çocuklar çoğu zaman söylenen sözlerden önce görülen davranışları öğrenir.

Belki de bugün sofra adabına eklememiz gereken en önemli alışkanlıklardan biri şudur: Karşımızdaki insan konuşurken yalnızca kulağımızla değil, dikkatimizi vererek de dinlemek.

10. Yemekten Sonra Şükretmek ve Sofrayı Toplamak

Sofra adabı yalnızca yemeğe başlamadan önce ve yemek sırasında uygulanmaz. Yemekten sonra da şükretmek, nimetin kıymetini bilmek ve ortak alanın düzenini korumak önemlidir.

İslam'da yemek sonrasında Allah'a hamdetmek, nimete karşı şükrün güzel ifadelerinden biridir. Sahih hadis kaynaklarında Peygamber Efendimizin yemek sonrasında hamdettiğine ilişkin rivayetler bulunur. Bu nedenle yemek bittikten sonra Allah'a şükretmek, Müslümanların güzel bulduğu sünnet davranışlar arasındadır.

Ancak şükür, yalnızca dilimizle söylediğimiz bir ifade olarak kalmamalıdır. Nimeti korumak, yiyecekleri gereksiz yere çöpe atmamak, yemek hazırlayan kişiye teşekkür etmek ve sofranın toplanmasına katkıda bulunmak da bu bilinci günlük hayatımıza taşır.

Burada hepimizin bildiği bir sahne vardır: Yemek bitmiştir, herkes doyduğunu söyler ve bir anda sandalyesinden kalkar. Tabaklar masada kalır, bardaklar birbirine bakar, peçeteler ortada dağınık durur. Sofrayı kimin toplayacağı sorusu ise evin gündemine girer.

Bazen bir kişi bütün hazırlığı ve temizliği tek başına üstlenirken diğerleri bunu doğal bir durum olarak kabul edebilir. Oysa yemek hazırlamak da toplamak da emek isteyen işlerdir.

Sofrada herkesin gücü ve imkânı ölçüsünde sorumluluk alması, paylaşma kültürünü pekiştirir. Bir kişi tabakları mutfağa götürebilir, diğeri masayı silebilir, başka biri de kalan yiyecekleri uygun kaplara yerleştirebilir.

Burada da cinsiyet yerine iş birliğini esas almak gerekir. Evin en küçük üyesi bile yaşına uygun bir görev üstlenebilir. Böylece çocuk, temizliğin başkasına ait bir iş olmadığını; ortak yaşamın doğal bir parçası olduğunu öğrenir.

Bir teşekkürün etkisini de küçümsememek gerekir. Yemek hazırlayan kişiye “Eline sağlık, çok güzel olmuş.” demek basit görünebilir. Fakat emek veren kişinin fark edildiğini hissetmesini sağlar.

Elbette her yemek herkese hitap etmeyebilir. Önemli olan, beğenmediğimiz bir yemek karşısında emeği küçümsememek ve düşüncelerimizi kırıcı olmadan ifade etmektir.

Soframızdan kalkarken yalnızca karnımızı doyurmuş olmakla mı yetiniyoruz, yoksa geride biraz daha fazla şükür, nezaket ve paylaşma da bırakabiliyor muyuz?

11. Sofra Adabında Gelenek ile Dinin Arasındaki Fark

Sofra adabı hakkında konuşurken dikkat edilmesi gereken konulardan biri de dinî öğretilerle kültürel alışkanlıkları birbirinden ayırmaktır.

Toplumumuzda bazı davranışlar kuşaktan kuşağa aktarılır. Örneğin, büyüklere önce yemek verilmesi, misafire özel tabak çıkarılması veya sofrada belirli oturma düzenlerinin uygulanması birçok ailede görülebilir. Bu davranışlar saygı ve misafirperverlik amacı taşıyabilir. Ancak her kültürel alışkanlığı doğrudan dinî bir zorunluluk olarak sunmak doğru değildir.

Bir davranışın gelenek olması, onun değersiz olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde bir geleneğin yaygın olması da o davranışın dinen zorunlu olduğu anlamına gelmez.

Örneğin, bazı ailelerde yemeğe aile büyüğü başladıktan sonra başlanır. Başka ailelerde herkes yemeğini bekletmeden birlikte başlar. Bu tür farklılıkları değerlendirirken asıl ölçünün saygı, nezaket ve kimseyi incitmeme olduğunu unutmamak gerekir.

Benzer şekilde, yemek yerken belirli bir pozisyonda oturmanın dinen zorunlu olduğu yönünde bir iddia duyduğumuzda bunun hangi kaynağa dayandığını sormak yerinde olur. Peygamberimizin yemek yeme biçimine ilişkin rivayetler bulunması ile belirli bir oturuş biçimini bütün Müslümanlara zorunlu kılan bir hüküm bulunması aynı şey değildir.

Dinî konularda güvenilir bilgi edinmek için Kur'an ayetlerine, sahih hadis kaynaklarına ve ehil kişilerin açıklamalarına başvurmak önemlidir. Özellikle internette yayılan, kaynağı belirtilmeyen hadis sözlerine karşı dikkatli olmak gerekir.

Bir davranışın güzel bir gelenek olması için onu mutlaka dinî bir zorunluluk olarak tanımlamamız gerekmez. Saygılı olmak, paylaşmak ve misafire ikram etmek zaten kendi başına değerli davranışlardır.

Böyle bir ayrım yapmak, dinî hayatı zorlaştırmak yerine daha bilinçli yaşamaya yardımcı olur. İnsan hangi davranışın ibadet bilinciyle yapıldığını, hangisinin kültürel bir alışkanlık olduğunu bildiğinde hem inancını daha doğru anlayabilir hem de farklı ailelerin uygulamalarına daha anlayışlı yaklaşabilir.

12. Günlük Hayatta Uygulanabilecek Küçük Ama Etkili Sofra Alışkanlıkları

Sofra adabını geliştirmek için büyük değişikliklere veya uzun kurallar listesine ihtiyacımız yok. Günlük hayatta uygulanabilecek küçük davranışlar bile aile içindeki atmosferi değiştirebilir.

Örneğin, yemek başlamadan önce besmele çekmek ve nimetin değerini hatırlamak güzel bir başlangıçtır. Yemek sırasında ortak yiyecekleri düşünerek almak, başkalarının ihtiyaçlarını gözetmek ve gereksiz israftan kaçınmak bu bilinci destekler.

Sofrada konuşurken insanların sözünü kesmemek, birinin özel hayatını alay konusu yapmamak ve farklı tercihlere saygı göstermek de önemlidir. Yemek bittikten sonra şükretmek ve sofranın toplanmasına katkıda bulunmak, nezaketin davranışa dönüşmesini sağlar.

Bu alışkanlıkları bir aile içinde geliştirmek isteyenler için küçük bir yöntem de uygulanabilir: Her hafta sofrayla ilgili tek bir alışkanlığa odaklanmak.

İlk hafta yemek sırasında telefon kullanımını azaltmayı deneyebilirsiniz. İkinci hafta yiyecekleri ihtiyaç kadar hazırlamaya dikkat edebilirsiniz. Üçüncü hafta herkesin sofrayı toplama sürecine katkıda bulunmasını sağlayabilirsiniz.

Buradaki amaç, aile üyelerini sürekli denetlemek değildir. Asıl hedef, ortak yaşamı kolaylaştıran alışkanlıkları birlikte geliştirmektir.

Örneğin, bir aile haftalık yemek planı yaparken herkesin sevdiği bir yemeği listeye ekleyebilir. Böylece hem gereksiz alışveriş azalabilir hem de herkes kendisini karar sürecinin bir parçası olarak hissedebilir.

Bir başka aile, yemek sırasında herkesin gününden bir güzel anıyı paylaşmasını deneyebilir. Bu uygulama zorunlu bir konuşma turuna dönüşmeden, aile üyelerinin birbirini daha iyi tanımasına yardımcı olabilir.

Ancak her ailenin yapısı farklıdır. Bazı aileler kalabalık ve hareketlidir, bazıları daha sessizdir. Bazı insanlar konuşarak rahatlar, bazıları günün yorgunluğundan sonra sakin bir yemek ister. Bu nedenle iyi sofra adabı, herkesi aynı davranış biçimine zorlamak değil, ortak saygı ilkeleri etrafında anlaşabilmektir.

Sonuç: Güzel Sofra, Güzel Ahlakın Küçük Bir Yansımasıdır

Dinimizde sofra adabı, birkaç kuralı ezberlemekten çok daha geniş bir anlam taşır. Besmeleyle başlamak, sağ elle yemek, kişinin kendi önünden alması, ölçülü davranmak, israftan kaçınmak ve yemekten sonra Allah'a hamdetmek bu anlayışın önemli parçalarıdır. Bunun yanında başkalarını düşünmek, misafire saygı göstermek, kırıcı sözlerden kaçınmak ve ortak sorumlulukları paylaşmak da güzel ahlakın sofradaki yansımalarıdır.

Bir insanın ne kadar görgülü olduğunu anlamak için yalnızca çatalı nasıl tuttuğuna bakmak yeterli değildir. Ortak tabaktan ne kadar aldığına, başkalarının sözünü dinleyip dinlemediğine, yemek hazırlayan kişinin emeğini fark edip etmediğine ve sofradan kalkarken arkasında nasıl bir iz bıraktığına da bakmak gerekir.

Bazen bir tabak yemeği paylaşmak, uzun bir konuşmadan daha anlamlıdır. Bazen kırıcı bir şakayı yapmamak, saatlerce nasihat vermekten daha değerlidir. Bazen de sofrayı hazırlayan kişiye teşekkür etmek, onun bütün gün süren yorgunluğunu hafifletebilir.

Unutmayalım ki sofralar yalnızca açlığımızı gidermek için kurulmaz. Aile bağlarını güçlendirmek, dostlukları pekiştirmek, nimetin kıymetini anlamak ve birbirimize insan olduğumuzu hatırlatmak için de bir fırsattır.

Son olarak forum arkadaşlarına birkaç soru bırakalım:

- Sizce günümüzde en çok ihmal edilen sofra adabı hangisi: Besmele, israftan kaçınmak, büyüklerle ve misafirlerle ilgilenmek, yoksa telefonları bir kenara bırakmak mı?

- Ailenizde çocuklara sofra adabını öğretmek için uyguladığınız özel bir yöntem var mı?

- Misafirlikte sizi en çok mutlu eden davranış nedir? Peki, iyi niyetle yapıldığı hâlde sizi rahatsız eden bir sofra alışkanlığıyla karşılaştınız mı?

- Sizce güzel bir sofra için çok çeşitli yemekler mi gerekir, yoksa samimiyet ve karşılıklı saygı yeterli midir?

Belki de bütün bu soruların ortak cevabı şudur: Sofrada asıl mesele, yalnızca önümüzdeki tabağı değil, yanımızda oturan insanı da görebilmektir. Çünkü nimetin kıymetini bilmek kadar, o nimeti paylaştığımız insanlara değer vermek de güzel ahlakın bir parçasıdır.
 
Üst