8. BÖLÜM: EFE'NİN ÖĞRENDİĞİ KÜÇÜK DURAKLAMA
Aradan birkaç ay geçti.
Efe artık her zaman sırasını bekleyebilen, hiç öfkelenmeyen veya her yönergeyi ilk seferde uygulayan bir çocuk değildi. Ancak ailesi bazı değişiklikler fark etmişti.
Bir gün sınıfta Arda'nın elindeki arabayı çok beğendi. Eskiden olsa arabayı hemen almaya çalışabilirdi. Bu kez elini uzattı, sonra durdu.
"Arda, işin bitince bana verir misin?"
Öğretmeni bu küçük anı fark etti. Efe'nin elini geri çekmesi ve isteğini sözcüklerle ifade etmesi, üzerinde çalıştıkları becerilerin günlük yaşama yansıdığı bir örnekti.
O akşam Murat, aile defterine şunu yazdı:
"Bugün Efe bir şeyi hemen yapmak istedi ama kendini durdurdu. Birkaç saniye sürdü. Dışarıdan bakıldığında çok küçük bir şey gibi görünebilir. Bizim içinse önemli bir adımdı."
Zeynep de deftere bir cümle ekledi:
"Belki de gelişim, çocuğun hiç hata yapmaması değil; hata yaptığında yeniden deneyebileceğini öğrenmesidir."
Bu düşünce ailenin yaklaşımını değiştirdi. Efe'nin yalnızca sorun yaşadığı anları değil, çaba gösterdiği ve kendini toparlayabildiği anları da fark etmeye başladılar.
Bir çocuğa sürekli "Yine yaptın!" demek yerine, "Bu kez beklemek için ne yaptın?" diye sormak, kendi davranışını anlamasına yardımcı olabilir.
Elbette olumlu davranışları fark etmek, çocuğu her an övmek veya gerçekçi olmayan beklentiler oluşturmak anlamına gelmez. Somut ve samimi geri bildirimler daha yararlıdır:
"Arkadaşın konuşurken bekledin, sonra fikrini söyledin."
"Çok kızdın ama oyuncağı fırlatmak yerine yardım istedin."
"Sıranı beklemek zor geldiğinde benimle saymayı denedin."
Bu tür cümleler çocuğa yalnızca iyi davrandığını söylemez; hangi beceriyi kullandığını da gösterir.
9. BÖLÜM: DÜRTÜSEL BİR ÇOCUĞA GÜNLÜK HAYATTA NASIL YARDIM EDİLEBİLİR?
Efe'nin ailesinin deneyiminden yola çıkarak günlük hayatta uygulanabilecek bazı yöntemleri sıralayabiliriz.
Kuralları kısa ve anlaşılır tutun.
"Bugün çok dikkatli ol, kimseyi rahatsız etme ve her şeyi düzgün yap" gibi genel ifadeler yerine, "Oyuncağı almadan önce arkadaşına sor" gibi açık yönergeler kullanın.
Bekleme becerisini küçük adımlarla çalışın.
Çocuğun bir anda uzun süre sabırlı olmasını beklemek yerine kısa bekleme süreleriyle başlayın. Süreyi yavaş yavaş artırın. Beklerken saymak, bir şarkı mırıldanmak veya görsel bir sıra kartı kullanmak yardımcı olabilir.
Duyguları tanımayı öğretin.
Çocuk öfkelendiğinde yalnızca davranışını durdurmaya çalışmayın. Sakin bir zamanda "Kızdığında vücudunda neler oluyor?" veya "Sabırsızlandığında ne yapabilirsin?" gibi sorular sorun.
Öngörülebilir rutinler oluşturun.
Uyku, yemek, oyun ve ödev saatlerinin mümkün olduğunca düzenli olması bazı çocukların kendilerini daha iyi düzenlemelerine yardımcı olabilir. Etkinlik değişikliklerini önceden haber vermek de geçişleri kolaylaştırabilir.
Hareket ihtiyacını dikkate alın.
Çocuk uzun süre oturmakta zorlanıyorsa yaşına ve koşullara uygun hareket molaları planlayın. Hareket etmeyi yalnızca bir ödül veya ceza aracı olarak kullanmak yerine günlük yaşamın doğal bir parçası hâline getirin.
Davranışın arkasındaki koşulları gözlemleyin.
Çocuğun ne zaman zorlandığını not edin. Açlık, yorgunluk, kalabalık, gürültü, belirsizlik veya zor bir görev bazı durumlarda davranışları etkileyebilir. Gözlem yapmak, sorunun nedenini tek başına kanıtlamaz ama işe yarayan destekleri bulmayı kolaylaştırabilir.
Çocuğu etiketlemeyin.
"Sen zaten çok sabırsızsın", "Her zaman sorun çıkarıyorsun" veya "Senden hiçbir şey olmaz" gibi sözler davranış ile çocuğun kimliğini birbirine karıştırır. Bunun yerine davranışın kendisini tarif edin ve ne yapılabileceğini açıklayın.
Güvenliği her şeyden önce tutun.
Çocuk kendini durdurmakta zorlandığında yetişkinin yakın gözetimi ve güvenli bir çevre oluşturması gerekir. Özellikle yola koşma, yüksek yerlerden tehlikeli atlayışlar yapma veya kendisine ya da başkasına zarar verme riski varsa yalnızca sözlü uyarılarla yetinilmemelidir.
10. BÖLÜM: EFE'NİN HİKÂYESİ BİZE NE ANLATIYOR?
Efe'nin hikâyesi, dürtüsel davranışların arkasında yalnızca kurallara uymama meselesinin bulunmadığını gösteriyor. Bazen çocuklar bir şeyi çok istedikleri için beklemekte zorlanıyor, bazen duygularını düzenleyemiyor, bazen de henüz gelişmekte olan becerilerini kullanabilmek için yetişkin desteğine ihtiyaç duyuyor.
Murat'ın çözüm odaklı yaklaşımı, ailenin davranışları gözlemlemesini ve uygulanabilir adımlar belirlemesini sağladı. Zeynep'in empatik yaklaşımı ise Efe'nin hangi duygusal ve çevresel koşullarda zorlandığını anlamalarına yardımcı oldu. Öğretmenlerinin katkısıyla bu iki yaklaşım ortak bir plana dönüştü.
Bu hikâyede önemli olan, bir ebeveynin diğerinden daha doğru davranması değildi. Önemli olan, farklı bakış açılarının aynı çocuğun ihtiyaçlarını anlamak için bir araya gelmesiydi.
Dürtüsel bir çocuğun desteğe ihtiyacı olabilir; ancak bu, onun bütün kişiliğinin dürtüsellikten ibaret olduğu anlamına gelmez. Aynı çocuk meraklı, yaratıcı, enerjik, girişken ve yeni şeyler denemeye hevesli de olabilir. Bu özellikler her dürtüsel çocukta görülmez, fakat davranış güçlüklerinin çocuğun tüm özelliklerini gölgelememesi gerektiğini hatırlatır.
Efe'nin ailesi zamanla bir şeyi daha öğrendi: Çocuğun davranışını değiştirmeye çalışırken onunla kurulan ilişkiyi korumak da en az kurallar kadar önemlidir.
Bir çocuk kendisini anlaşılmış hissettiğinde her sorun ortadan kalkmaz. Ancak hatalarını gizlemek yerine yardım istemesi, yaşadığı duyguları anlatması ve yeni davranışlar denemesi kolaylaşabilir.
FORUMDA SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZİ DE MERAK EDİYORUM
Buraya kadar Efe'nin hikâyesini okuduysanız belki kendi çocuğunuzdan, öğrencinizden veya çocukluğunuzdan bir anı hatırlamışsınızdır.
Sizce dürtüsel davranan bir çocuğa sınır koyarken en çok hangi konuda zorlanıyoruz: Sabırlı kalmakta mı, tutarlı davranmakta mı, yoksa çocuğun davranışının arkasındaki nedeni anlamakta mı?
Bir çocuk arkadaşının sözünü sürekli kesiyorsa ona yalnızca beklemesini söylemek yeterli midir? Öfkelendiğinde eşyaları fırlatıyorsa önce duygusunu anlamaya mı çalışmalıyız, yoksa davranışı hemen durdurmak mı gerekir? Peki, bu iki yaklaşımı aynı anda uygulamak mümkün müdür?
Kendi deneyimlerinizi paylaşırken çocuğu suçlayan etiketler yerine hangi davranışların yaşandığını ve hangi yöntemlerin işe yaradığını anlatmanız, benzer durumlarla karşılaşan ailelere yol gösterebilir.
Çünkü bazen bir ebeveynin paylaştığı küçük bir deneyim, başka bir ebeveynin çocuğuna farklı gözlerle bakmasını sağlayabilir.
KAYNAKLAR VE BİLİMSEL DAYANAK
Dürtüsellik, çocuk gelişimi ve dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu hakkında daha güvenilir bilgi edinmek isteyenler için şu kaynaklar yararlı olabilir:
- Centers for Disease Control and Prevention (CDC): ADHD – Signs and Symptoms. DEHB belirtileri ve günlük yaşamdaki etkileri hakkında bilgi sunar.
- National Institute of Mental Health (NIMH): Attention-Deficit/Hyperactivity Disorder. DEHB'nin belirtileri, değerlendirilmesi ve tedavisi hakkında bilimsel bilgiler içerir.
- American Academy of Pediatrics (AAP): Clinical Practice Guideline for the Diagnosis, Evaluation, and Treatment of ADHD in Children and Adolescents. Çocuklarda ve ergenlerde DEHB değerlendirmesi ve tedavisine ilişkin klinik önerileri ele alır.
Bu kaynaklar, dürtüselliğin tek başına bir tanı olmadığını ve çocuğun gelişimsel özellikleriyle günlük yaşam koşullarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini anlamaya yardımcı olur. Her çocuk farklıdır; davranışlar belirgin, sürekli veya günlük yaşamı bozacak düzeydeyse bir çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanından destek almak en doğru adımdır.
Aradan birkaç ay geçti.
Efe artık her zaman sırasını bekleyebilen, hiç öfkelenmeyen veya her yönergeyi ilk seferde uygulayan bir çocuk değildi. Ancak ailesi bazı değişiklikler fark etmişti.
Bir gün sınıfta Arda'nın elindeki arabayı çok beğendi. Eskiden olsa arabayı hemen almaya çalışabilirdi. Bu kez elini uzattı, sonra durdu.
"Arda, işin bitince bana verir misin?"
Öğretmeni bu küçük anı fark etti. Efe'nin elini geri çekmesi ve isteğini sözcüklerle ifade etmesi, üzerinde çalıştıkları becerilerin günlük yaşama yansıdığı bir örnekti.
O akşam Murat, aile defterine şunu yazdı:
"Bugün Efe bir şeyi hemen yapmak istedi ama kendini durdurdu. Birkaç saniye sürdü. Dışarıdan bakıldığında çok küçük bir şey gibi görünebilir. Bizim içinse önemli bir adımdı."
Zeynep de deftere bir cümle ekledi:
"Belki de gelişim, çocuğun hiç hata yapmaması değil; hata yaptığında yeniden deneyebileceğini öğrenmesidir."
Bu düşünce ailenin yaklaşımını değiştirdi. Efe'nin yalnızca sorun yaşadığı anları değil, çaba gösterdiği ve kendini toparlayabildiği anları da fark etmeye başladılar.
Bir çocuğa sürekli "Yine yaptın!" demek yerine, "Bu kez beklemek için ne yaptın?" diye sormak, kendi davranışını anlamasına yardımcı olabilir.
Elbette olumlu davranışları fark etmek, çocuğu her an övmek veya gerçekçi olmayan beklentiler oluşturmak anlamına gelmez. Somut ve samimi geri bildirimler daha yararlıdır:
"Arkadaşın konuşurken bekledin, sonra fikrini söyledin."
"Çok kızdın ama oyuncağı fırlatmak yerine yardım istedin."
"Sıranı beklemek zor geldiğinde benimle saymayı denedin."
Bu tür cümleler çocuğa yalnızca iyi davrandığını söylemez; hangi beceriyi kullandığını da gösterir.
9. BÖLÜM: DÜRTÜSEL BİR ÇOCUĞA GÜNLÜK HAYATTA NASIL YARDIM EDİLEBİLİR?
Efe'nin ailesinin deneyiminden yola çıkarak günlük hayatta uygulanabilecek bazı yöntemleri sıralayabiliriz.
Kuralları kısa ve anlaşılır tutun.
"Bugün çok dikkatli ol, kimseyi rahatsız etme ve her şeyi düzgün yap" gibi genel ifadeler yerine, "Oyuncağı almadan önce arkadaşına sor" gibi açık yönergeler kullanın.
Bekleme becerisini küçük adımlarla çalışın.
Çocuğun bir anda uzun süre sabırlı olmasını beklemek yerine kısa bekleme süreleriyle başlayın. Süreyi yavaş yavaş artırın. Beklerken saymak, bir şarkı mırıldanmak veya görsel bir sıra kartı kullanmak yardımcı olabilir.
Duyguları tanımayı öğretin.
Çocuk öfkelendiğinde yalnızca davranışını durdurmaya çalışmayın. Sakin bir zamanda "Kızdığında vücudunda neler oluyor?" veya "Sabırsızlandığında ne yapabilirsin?" gibi sorular sorun.
Öngörülebilir rutinler oluşturun.
Uyku, yemek, oyun ve ödev saatlerinin mümkün olduğunca düzenli olması bazı çocukların kendilerini daha iyi düzenlemelerine yardımcı olabilir. Etkinlik değişikliklerini önceden haber vermek de geçişleri kolaylaştırabilir.
Hareket ihtiyacını dikkate alın.
Çocuk uzun süre oturmakta zorlanıyorsa yaşına ve koşullara uygun hareket molaları planlayın. Hareket etmeyi yalnızca bir ödül veya ceza aracı olarak kullanmak yerine günlük yaşamın doğal bir parçası hâline getirin.
Davranışın arkasındaki koşulları gözlemleyin.
Çocuğun ne zaman zorlandığını not edin. Açlık, yorgunluk, kalabalık, gürültü, belirsizlik veya zor bir görev bazı durumlarda davranışları etkileyebilir. Gözlem yapmak, sorunun nedenini tek başına kanıtlamaz ama işe yarayan destekleri bulmayı kolaylaştırabilir.
Çocuğu etiketlemeyin.
"Sen zaten çok sabırsızsın", "Her zaman sorun çıkarıyorsun" veya "Senden hiçbir şey olmaz" gibi sözler davranış ile çocuğun kimliğini birbirine karıştırır. Bunun yerine davranışın kendisini tarif edin ve ne yapılabileceğini açıklayın.
Güvenliği her şeyden önce tutun.
Çocuk kendini durdurmakta zorlandığında yetişkinin yakın gözetimi ve güvenli bir çevre oluşturması gerekir. Özellikle yola koşma, yüksek yerlerden tehlikeli atlayışlar yapma veya kendisine ya da başkasına zarar verme riski varsa yalnızca sözlü uyarılarla yetinilmemelidir.
10. BÖLÜM: EFE'NİN HİKÂYESİ BİZE NE ANLATIYOR?
Efe'nin hikâyesi, dürtüsel davranışların arkasında yalnızca kurallara uymama meselesinin bulunmadığını gösteriyor. Bazen çocuklar bir şeyi çok istedikleri için beklemekte zorlanıyor, bazen duygularını düzenleyemiyor, bazen de henüz gelişmekte olan becerilerini kullanabilmek için yetişkin desteğine ihtiyaç duyuyor.
Murat'ın çözüm odaklı yaklaşımı, ailenin davranışları gözlemlemesini ve uygulanabilir adımlar belirlemesini sağladı. Zeynep'in empatik yaklaşımı ise Efe'nin hangi duygusal ve çevresel koşullarda zorlandığını anlamalarına yardımcı oldu. Öğretmenlerinin katkısıyla bu iki yaklaşım ortak bir plana dönüştü.
Bu hikâyede önemli olan, bir ebeveynin diğerinden daha doğru davranması değildi. Önemli olan, farklı bakış açılarının aynı çocuğun ihtiyaçlarını anlamak için bir araya gelmesiydi.
Dürtüsel bir çocuğun desteğe ihtiyacı olabilir; ancak bu, onun bütün kişiliğinin dürtüsellikten ibaret olduğu anlamına gelmez. Aynı çocuk meraklı, yaratıcı, enerjik, girişken ve yeni şeyler denemeye hevesli de olabilir. Bu özellikler her dürtüsel çocukta görülmez, fakat davranış güçlüklerinin çocuğun tüm özelliklerini gölgelememesi gerektiğini hatırlatır.
Efe'nin ailesi zamanla bir şeyi daha öğrendi: Çocuğun davranışını değiştirmeye çalışırken onunla kurulan ilişkiyi korumak da en az kurallar kadar önemlidir.
Bir çocuk kendisini anlaşılmış hissettiğinde her sorun ortadan kalkmaz. Ancak hatalarını gizlemek yerine yardım istemesi, yaşadığı duyguları anlatması ve yeni davranışlar denemesi kolaylaşabilir.
FORUMDA SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZİ DE MERAK EDİYORUM
Buraya kadar Efe'nin hikâyesini okuduysanız belki kendi çocuğunuzdan, öğrencinizden veya çocukluğunuzdan bir anı hatırlamışsınızdır.
Sizce dürtüsel davranan bir çocuğa sınır koyarken en çok hangi konuda zorlanıyoruz: Sabırlı kalmakta mı, tutarlı davranmakta mı, yoksa çocuğun davranışının arkasındaki nedeni anlamakta mı?
Bir çocuk arkadaşının sözünü sürekli kesiyorsa ona yalnızca beklemesini söylemek yeterli midir? Öfkelendiğinde eşyaları fırlatıyorsa önce duygusunu anlamaya mı çalışmalıyız, yoksa davranışı hemen durdurmak mı gerekir? Peki, bu iki yaklaşımı aynı anda uygulamak mümkün müdür?
Kendi deneyimlerinizi paylaşırken çocuğu suçlayan etiketler yerine hangi davranışların yaşandığını ve hangi yöntemlerin işe yaradığını anlatmanız, benzer durumlarla karşılaşan ailelere yol gösterebilir.
Çünkü bazen bir ebeveynin paylaştığı küçük bir deneyim, başka bir ebeveynin çocuğuna farklı gözlerle bakmasını sağlayabilir.
KAYNAKLAR VE BİLİMSEL DAYANAK
Dürtüsellik, çocuk gelişimi ve dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu hakkında daha güvenilir bilgi edinmek isteyenler için şu kaynaklar yararlı olabilir:
- Centers for Disease Control and Prevention (CDC): ADHD – Signs and Symptoms. DEHB belirtileri ve günlük yaşamdaki etkileri hakkında bilgi sunar.
- National Institute of Mental Health (NIMH): Attention-Deficit/Hyperactivity Disorder. DEHB'nin belirtileri, değerlendirilmesi ve tedavisi hakkında bilimsel bilgiler içerir.
- American Academy of Pediatrics (AAP): Clinical Practice Guideline for the Diagnosis, Evaluation, and Treatment of ADHD in Children and Adolescents. Çocuklarda ve ergenlerde DEHB değerlendirmesi ve tedavisine ilişkin klinik önerileri ele alır.
Bu kaynaklar, dürtüselliğin tek başına bir tanı olmadığını ve çocuğun gelişimsel özellikleriyle günlük yaşam koşullarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini anlamaya yardımcı olur. Her çocuk farklıdır; davranışlar belirgin, sürekli veya günlük yaşamı bozacak düzeydeyse bir çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanından destek almak en doğru adımdır.