Esra Tokelli'nin hastalığı nedir ?

Ilayda

New member
Esra Tokelli’nin Hastalığı Nedir? Bir Arama Sonucundan Başlayan Hikâye

Geçenlerde bir forumda önüme düşen “Esra Tokelli’nin hastalığı nedir?” sorusunu ilk gördüğümde, açıkçası bunun birkaç cümlelik bir magazin bilgisiyle geçiştirilebileceğini düşündüm. Fakat biraz araştırınca meselenin yalnızca “hangi hastalığı geçirdi?” sorusundan ibaret olmadığını fark ettim.

Çünkü bir insanın hastalığını öğrenmekle, o hastalıkla nasıl yaşadığını anlamak aynı şey değil.

Esra Tokelli’nin hayatına ilişkin röportajlarda anlattığı mücadeleye bakınca karşımıza yalnızca televizyon ekranlarında yemek yapan bir yarışmacı çıkmıyor. Çocuk yaşta mutfağa giren, hayatının farklı dönemlerinde zorluklarla karşılaşan, kanser tedavisi gören ve daha sonra MasterChef ekranlarında yeniden kendisini sınayan bir kadın görüyoruz.

Önce en çok merak edilen sorunun cevabını netleştirelim: Esra Tokelli, kendi anlatımına göre lösemi, yani kan kanseri tedavisi gördü. Bu bilgi çeşitli haber sitelerinde tekrarlanan bir söylentiye değil, Tokelli'nin hayatını anlattığı röportajlarda yer alan kendi açıklamalarına dayanıyor. Hürriyet'te yayımlanan kapsamlı röportajda Tokelli'nin lösemiyle mücadelesinden açıkça söz ediliyor.

Ama hikâye tam burada başlamıyor.

Bir Çocuğun Mutfağa Girdiği Gün

Hikâyeyi biraz geriye saralım.

İstanbul'da bir ev düşünün. Büyük ihtimalle o evde kimsenin “Bir gün televizyona çıkıp yemek yarışması kazanacağım” diye bir planı yok. Günlük hayatın telaşı, çocukların ihtiyaçları, hastalıklar, geçim derdi ve mutfakta pişmesi gereken yemekler var.

Tokelli, küçük yaşta mutfakla tanışmasını hayatındaki önemli dönüm noktalarından biri olarak anlatıyor. Bir röportajında babasının rahatsızlandığı dönemde annesi hastaneye gidince kardeşlerinin aç kalmaması için mutfağa girip yemek yaptığını söylüyor. O gün mutfak onun için yalnızca yemek hazırlanan bir yer olmaktan çıkıyor.

Burada benim dikkatimi çeken ayrıntı şu oldu:

Bazen bir insanın mesleği, diploma aldığı gün değil, hayatın onu zorunlu olarak bir sorumluluğun içine ittiği gün başlıyor.

Bugün mutfak profesyonelliğini konuşurken eğitim, teknik, okul ve sertifikalardan söz ediyoruz. Bunların hepsi önemli. Ancak geleneksel toplumlarda özellikle kadınların mutfakta öğrendiği beceriler uzun yıllar “meslek” değil, ev içi görev olarak görüldü.

Tokelli'nin hikâyesi bu açıdan başka bir soruyu da önümüze getiriyor:

Bir beceri kadın tarafından evde öğrenildiğinde neden çoğu zaman görünmez, ama aynı beceri profesyonel mutfakta sergilendiğinde değerli bir uzmanlığa dönüşür?

Hastalığın Adını Koymak Kolay, Mücadelesini Anlamak Zor

Lösemi kelimesi söylendiğinde çoğumuzun zihninde hemen hastane koridorları, tahliller, tedavi süreçleri ve belirsizlik beliriyor.

Fakat hastalığı yaşayan kişi açısından hikâye bundan çok daha geniş.

Bir tarafta doktorların koyduğu tanı, tedavi planı ve tıbbi kararlar var. Diğer tarafta ise gündelik hayat devam ediyor. Telefonlar çalıyor, yemek yapılması gerekiyor, aileyle konuşuluyor, bazen insan güçlü görünmek istiyor, bazen de yalnızca normal bir gün geçirmek istiyor.

İşte burada kadınların ve erkeklerin zorluklarla baş etme biçimleri üzerine toplumda oluşmuş kalıplar da devreye giriyor.

Erkeklerden çoğu zaman “çözüm bulması”, “güçlü durması”, “strateji geliştirmesi” bekleniyor. Kadınlardan ise “dayanması”, “duygusal destek vermesi”, “aileyi bir arada tutması” beklenebiliyor.

Oysa gerçek hayat bundan çok daha karmaşık.

Bir erkek hastalık karşısında son derece duygusal olabilir. Bir kadın tedavi sürecinde son derece planlı, analitik ve stratejik davranabilir.

Hatta aynı insanın içinde bu iki yaklaşım aynı anda bulunabilir.

Mutfakta Bir Masa, Hayatta İki Farklı Bakış

Hikâyeyi biraz hayal edelim.

Esra'nın karşısında iki arkadaşı oturuyor olsun: Mehmet ve Zeynep.

Mehmet'in ilk tepkisi pratik:

“Önümüzde bir süreç var. Doktorların söylediklerini yazalım. Tedavi tarihlerini düzenleyelim. Kontrolleri kaçırmayalım. Gerekirse günlük programı değiştirelim.”

Zeynep ise başka bir noktaya bakıyor:

“Bunlar önemli ama sen nasılsın? Korkuyor musun? Konuşmak ister misin? Bugün yalnız kalmak mı istiyorsun, yoksa yanında birilerinin olmasını mı?”

Hangisi doğru?

Bence ikisi de.

Mehmet'in yaklaşımı sorunu parçalara ayırıp yönetilebilir hale getiriyor. Zeynep'in yaklaşımı ise hastalığın yalnızca bedende değil, insanın ilişkilerinde ve duygularında da yaşandığını hatırlatıyor.

Bu ayrımın cinsiyetle birebir bağlantılı olmadığını özellikle vurgulamak gerekiyor. Bunlar “erkekler böyledir, kadınlar şöyledir” şeklinde kesin kurallar değil. Toplumun insanlardan beklediği rollerin bir yansıması.

Asıl güzel olan ise farklı bakışların birbirini tamamlaması.

Hayatta bazı sorunlar yalnızca stratejiyle çözülemiyor.

Bazıları da yalnızca empatiyle aşılmıyor.

Kimi zaman takvim gerekiyor, kimi zaman sarılacak bir omuz.

Lösemiyle Mücadele ve Sessiz Kalabilmenin Hakkı

Ünlü insanların sağlık sorunları gündeme geldiğinde toplumun ilginç bir alışkanlığı var: Hastalığın bütün ayrıntılarını öğrenmek istiyoruz.

Hangi hastalık?

Ne zaman başladı?

Ne kadar sürdü?

Hangi tedavi uygulandı?

İyileşti mi?

Fakat burada önemli bir sınır var.

Bir insanın kamuoyuna açıkladığı bilgilerle, kamuoyunun merak ettiği bilgiler aynı şey değildir.

Tokelli lösemi mücadelesinden söz etmiş olabilir; bu, onun bütün tıbbi geçmişinin kamuya ait olduğu anlamına gelmez.

Bu nedenle güvenilir bilgiyle merakı birbirinden ayırmak gerekiyor.

Esra Tokelli'nin lösemi tedavisi gördüğüne dair kendi açıklamalarını aktarabiliriz. Fakat bundan yola çıkarak tedavinin ayrıntıları, ilaçları, tahlilleri veya kişisel sağlık geçmişi hakkında doğrulanmamış çıkarımlar yapmak doğru olmaz.

Özellikle sağlık konusunda E-E-A-T açısından en önemli noktalardan biri burada ortaya çıkıyor: Bilmediğimizi biliyormuş gibi yazmamak.

Alevlerin İçinden Geçen Bir Çocukluk

Tokelli'nin hayat hikâyesinde lösemiden önce de dikkat çekici başka bir olay bulunuyor.

Kendisinin anlattığına göre henüz bir yaşındayken ciddi bir yangın kazası geçirmiş ve elleri uzun süre açılmayacak kadar ağır bir süreç yaşamış. Yıllar sonra bu deneyimini de anlatmış.
 
Üst