Pik mi girl ne demek ?

NoNaRT

Global Mod
Global Mod
Pik mi girl ne demek? Bir kelimenin arkasındaki görünmez “beni seç” hikâyesi

Geçenlerde arkadaş grubumuzda konu tamamen alakasız bir yerden açıldı. Bir arkadaşımız, sosyal medyada gördüğü bir videoyu gösterip, “Şu kıza neden herkes pick me girl diyor, tam olarak ne yapmış ki?” diye sordu.

İlk başta hepimiz birkaç örnek üzerinden konuşmaya başladık. “Ben diğer kızlar gibi değilim.” “Kızlarla anlaşamam, erkeklerle daha rahatım.” “Makyaj yapan kızları hiç anlamıyorum.” “Ben sevgilim için her şeyi yaparım, diğer kızlar çok talepkâr.”

Sonra sohbet bir anda değişti.

Çünkü fark ettik ki mesele yalnızca birkaç sosyal medya cümlesinden ibaret değildi. Asıl soru şuydu: Bir insan neden kabul edilmek için kendisini başka insanlardan farklı göstermeye ihtiyaç duyar?

O akşam eve döndüğümde “pick me girl” ifadesini biraz daha araştırdım. Karşıma yalnızca internet argosu değil, kadınlık, erkeklik, toplumsal beklentiler, rekabet ve onaylanma ihtiyacı üzerine oldukça ilginç bir tartışma çıktı. Ben de bunu burada, forumda konuşulabilecek şekilde anlatmak istedim.

“Pick me girl” kelime olarak ne anlama geliyor?

“Pick me” İngilizcede kelime anlamıyla “beni seç” demek. İnternetteki kullanımında ise genellikle erkeklerin ilgisini, beğenisini veya onayını kazanmak için kendisini diğer kadınlardan farklı, daha “uyumlu”, daha “rahat” veya daha üstün göstermeye çalışan kadınları tanımlamak için kullanılıyor.

Örneğin bir kadının futbol sevmesi, makyaj yapmaması, erkek arkadaşlarıyla vakit geçirmekten hoşlanması ya da geleneksel kadınlık kalıplarından uzak olması tek başına onu “pick me” yapmaz.

Buradaki kritik nokta tercihin kendisi değil, tercihin başkalarını küçümsemek ve özellikle erkeklerin onayını kazanmak amacıyla kullanılmasıdır. Dictionary.com da kavramı, erkek onayını ararken diğer kadınları küçümseme eğilimiyle ilişkilendiriyor. Sözlük.com

Yani “Ben makyaj yapmayı sevmiyorum” başka bir şeydir.

“Ben makyaj yapan kızlar gibi değilim, onlar kendilerini beğendirmek için uğraşıyor” demek ise başka bir şey.

İkisi arasındaki küçük fark, aslında kavramın tamamını anlatıyor.

Bir cuma akşamı başlayan küçük hikâye

Hikâyemizde üç arkadaş olsun: Deniz, Mert ve Elif.

Üçü de aynı şirkette çalışıyor. Bir cuma akşamı iş çıkışı kafede oturmuşlar.

Elif telefonu masanın üzerine koyup:

“Şuna bakın,” dedi. “Bir kadın videosunda ‘Ben kız arkadaşlarımla alışveriş merkezine gitmektense erkeklerle maç izlemeyi tercih ederim’ diyor. Yorumlarda herkes pick me girl yazmış.”

Mert hemen telefonunu aldı.

“Bence burada sorun yok. İnsan gerçekten maç seviyorsa maç izler. Bunun stratejisi mi olur?”

Deniz güldü.

“Sen hemen çözüm arıyorsun.”

“Çünkü ortada çözülmesi gereken bir şey var,” dedi Mert. “Kadın maç seviyor mu? Seviyor. Bitti.”

Elif başını salladı.

“Hayır, biraz daha karmaşık. Bazen mesele ne yaptığın değil, neden yaptığını nasıl sunduğun.”

Mert kaşlarını kaldırdı.

“Yani?”

“Elbette bir insanın davranışının arkasındaki niyeti dışarıdan kesin olarak bilemeyiz. Ama sürekli ‘ben diğer kadınlar gibi değilim’ diyorsa ve bunu başka kadınları küçümseyerek yapıyorsa, orada başka bir dinamik olabilir.”

Mert birkaç saniye düşündü.

“Yani davranış değil, karşılaştırma mı önemli?”

“Elbette tamamen öyle de değil,” dedi Deniz. “Ama önemli parçalardan biri bu.”

İşte o noktada sohbet gerçekten ilginçleşti.

Mert konuyu bir problem gibi ele alıp tanımını netleştirmeye çalışıyordu. Elif ise davranışın arkasındaki duygusal ihtiyacı anlamaya çalışıyordu. Deniz ise ikisini birleştiriyordu.

Ve fark ettik ki bu konuya yalnızca “kadınlar böyle” ya da “erkekler şöyle” diye bakmak zaten bizi yanlış yere götürüyordu.

“Ben diğer kızlar gibi değilim” cümlesi neden bu kadar önemli?

Çünkü “pick me” tartışmasının merkezinde çoğu zaman farklı olmak değil, farklılığın bir üstünlük aracına dönüştürülmesi bulunuyor.

Bir kadının:

“Ben elbise giymeyi sevmiyorum.”

demesinde hiçbir sorun yok.

Ama:

“Ben diğer kızlar gibi elbise giyip saatlerce hazırlanmayı sevmiyorum.”

dediğinde başka kadınların davranışları kendi farklılığını göstermek için bir karşılaştırma nesnesine dönüşüyor.

Daha da ileri gidildiğinde:

“Ben erkeklerle daha iyi anlaşırım çünkü kadınlar çok kıskanç ve drama yaratıyor.”

gibi bir anlayış ortaya çıkabiliyor.

İşte internet kültüründe “pick me girl” etiketi özellikle bu tür davranışlar için kullanılıyor. Kavramın yaygın tanımlarında da kişinin erkeklerin beğenisini kazanmak amacıyla diğer kadınlardan ayrışmaya çalışması ve bunu zaman zaman diğer kadınları küçümseyerek yapması öne çıkıyor. Cosmopolitan+1

Fakat burada önemli bir uyarı var:

Her “erkeklerle daha iyi anlaşıyorum” diyen kadın pick me değildir.

İnsanların arkadaş çevreleri farklı olabilir. Bir kadının erkek arkadaşlarının fazla olması, spor sevmesi veya feminen giyimden hoşlanmaması kendi başına hiçbir şey kanıtlamaz.

Etiket kullanırken bağlama bakmak gerekir.

Peki bu düşünce nereden çıktı?

İşin tarihsel tarafı burada başlıyor.

“Pick me girl” ifadesi bugünkü anlamıyla özellikle sosyal medyada yaygınlaşan görece yeni bir internet terimi. İfade 2010'ların ortalarında Twitter kültüründe belirginleşti; özellikle #TweetLikeAPickMe etiketi 2016'da dikkat çekti. Daha sonra TikTok döneminde kavram çok daha geniş kitlelere ulaştı. meme.com+1

Ancak kavramın anlattığı toplumsal davranış internetten çok daha eski.

Kadınların “iyi kadın”, “uygun eş”, “ideal anne”, “hanımefendi”, “erkekleri anlayan kadın” gibi kategorilere ayrılması modern toplumdan önce de farklı biçimlerde vardı.

Geçmişte kadınlardan belirli toplumsal rollere uyum sağlamaları beklenebiliyordu. Zaman içerisinde kadınların eğitim, çalışma hayatı, siyaset ve sosyal yaşam alanlarındaki konumu değiştikçe bu roller de dönüşmeye başladı.

Dolayısıyla bugün TikTok'ta gördüğümüz “Ben diğer kızlar gibi değilim” cümlesini yalnızca bir sosyal medya şakası olarak görmek eksik kalabilir.

Bu cümlenin altında bazen çok eski bir toplumsal mesajın modern versiyonu bulunabilir:

“Onaylanmak istiyorsan, senden beklenen kadınlık biçimini doğru oyna.”

Mert'in stratejisi, Elif'in sorusu

Hikâyeye geri dönelim.

Mert hâlâ konuyu çözmeye çalışıyordu.

“Peki bunun çözümü ne?” diye sordu.

Elif kahvesinden bir yudum aldı.

“Belki çözüm değildir mesele.”

“Nasıl yani?”

“Belki önce neden böyle bir davranış oluştuğunu anlamamız gerekiyor.”

Mert:

“İnsan onay istiyor olabilir,” dedi. “O zaman özgüven problemi vardır.”

Elif hemen itiraz etmedi.

“Olabilir. Ama her şeyi özgüven eksikliğiyle açıklamak da doğru değil. İnsanlar ait olmak ister. Kabul edilmek ister. Bazen çocukluğundan, ailesinden, çevresinden veya geçmiş ilişkilerinden öğrendiği davranışları tekrarlar.”
 
Üst