PS kimin malı ?

Kaan

New member
PS Kimin Malı?

Herkese merhaba! Bugün sizlerle, belki de hepimizin zaman zaman aklından geçirmiş olduğu, ama bir türlü cevabını bulamadığı bir soru üzerine bir hikâye paylaşmak istiyorum: “PS kimin malı?” Bazen bir şeyin kime ait olduğunu sorgulamak, sadece adalet duygumuzu değil, kalbimizi de derinden etkiler. Birçok kez etrafımızda gördüğümüz sahiplik kavramı, ilişkilerimizde ve hayatımızda değişik anlamlar taşır. Hadi gelin, birlikte bir hikâyeye dalalım ve bu sorunun yanıtını arayalım.

Bir Şehir, Bir İkili: Ahmet ve Zeynep

Ahmet, genç yaşta hayatını planlamıştı. Her şeyin bir yeri ve zamanı vardı. Evlenmek, çocuk sahibi olmak, başarılı bir iş hayatına sahip olmak… Hayatında hep çözüm arayışı vardı. Hedefe odaklıydı. Her adımını stratejik bir şekilde atar, her konuda netti. Kendi hayatında sahiplik, yalnızca başarıya ulaşmak ve her şeyin düzen içinde olması anlamına geliyordu. Onun için önemli olan bir şey vardı: Kontrol.

Zeynep ise tam tersiydi. Hayatını her anın tadını çıkararak yaşamaya çalışan, insanları derinden anlayabilen, empatik bir insandı. Zeynep, sahiplikten çok paylaşmayı severdi. İnsanları mutlu etmek, onları anlamak ve onlara değer vermek, hayatındaki en önemli şeylerdi. İşe ya da başarıya dair pek plan yapmazdı. Onun dünyasında insanlar ve duygular vardı. Ahmet ile Zeynep, bir zamanlar çok yakın arkadaş olmuşlardı. Birlikte bir şehirde, aynı mahallede büyümüşlerdi. Ancak bir gün, hayat onları farklı yollara sürükledi.

Bir akşam Zeynep, Ahmet ile bir kafede buluştu. Sohbet, her zamanki gibi derin ve anlamlıydı. Ama bu sefer bir fark vardı; bir konu üzerine çok tartıştılar. Zeynep, Ahmet’in iş dünyasında başarılı olmasını çok takdir ediyor, ona değer veriyordu. Ama Ahmet’in işlerini ve sahip olduğu her şeyi başkalarına duyurduğu bir şekilde sahiplenmesi, Zeynep’i rahatsız ediyordu.

“Bu gerçekten sana ait mi, Ahmet?”

Ahmet, Zeynep’in sorusuyla bir an duraksadı. “Tabii ki, her şeyim benim. Ben bu işleri yıllarca emek vererek, plan yaparak kazandım,” diye cevap verdi. Ama Zeynep’in gözlerinde bir soru işareti vardı. “Ama ya diğer insanlar? Diğerlerinin emeği, katkısı? PS’nin gerçekten senin malın olduğunu düşünebilir misin? Yoksa sahiplik, paylaştıkça değer kazanmaz mı?”

Zeynep, sadece bir soru sormuştu, ama Ahmet’in dünyasında sanki bir şey kırıldı. O kadar çok şey kazanmıştı, ama bir türlü ne kadar sahip olduğuna karar verememişti. Zeynep’in sorusu, ona sahiplik kavramını yeniden sorgulatmıştı. “Her şeyin planlı bir şekilde bana ait olduğu fikri, bir gün beni gerçekten mutlu edecek mi?” diye düşündü Ahmet.

Zeynep, daha sonra devam etti. “Ahmet, sahip olmak demek, sadece bir şeye sahip çıkmak değil. Belki de paylaşmak, birlikte büyümek, birbirimize değer vermek daha önemli. İnsanlar, değer verdikçe seni sahiplenirler, sen onlara sahip olamazsın. Gerçek sahiplik bence kalpten gelir, sadece maddiyatla değil.”

Hikâyenin Sonunda: Gerçek Sahiplik

Ahmet, Zeynep’in söylediklerinden çok etkilenmişti. O gece, Zeynep’in söylediklerini düşünmek için uzun uzun yürüdü. Gerçekten, sahip olmak ne demekti? Maddi anlamda elde edilen her şeyin sahipliği mi vardı? Veya kalp, sevgi ve insanlar üzerinden sahiplik anlayışı mı daha doğruydu?

Bir süre sonra, Zeynep’in bakış açısının etkisiyle Ahmet, iş hayatındaki başarılarını gözden geçirmeye başladı. “Belki de PS, sadece bana ait değil,” diye düşündü. İnsanların emeği ve katkısı, paylaşılan anlar, birlikte kazanılan değerler… Hepsi aslında birer sahiplikti, ama bu sahiplik çok daha derindi, çok daha anlamlıydı.

Ertesi gün, Ahmet Zeynep’i aradı. “PS kimin malı?” sorusunu bir kez daha sordu, ama bu kez sorusuna farklı bir anlam yüklüyordu. “Biliyorum Zeynep, belki de gerçek sahiplik, başkalarına değer vermek ve onları içtenlikle sahiplenmektir.”

Zeynep gülümsedi, “Bunu duyduğum için çok mutlu oldum. Gerçek sahiplik, paylaştıkça çoğalır.”

Sizce Gerçek Sahiplik Nedir?

Şimdi sizlere soruyorum, forumdaşlar. Gerçekten sahip olmak ne demek? Bir şeyin sahibi olmak mı, yoksa onu başkalarıyla paylaşmak mı daha değerli? Ahmet ve Zeynep’in hikâyesi üzerine düşünceleriniz neler? Sahiplik kavramını nasıl tanımlıyorsunuz? Yorumlarınızı ve fikirlerinizi bizimle paylaşın, hep birlikte bu konuda derinleşelim.